Ana Sayfa | Biyografi | Makaleler | Basın | Kitaplar | Resim Galerisi | İletişim   

Kitaplar

Kitap Adı:ARKASI YARIN (Novella)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Can Yayınları
Basım Yeri ve Yılı:2001
Arka Kapak:Biz yalnız kendi yaşamlarımızı mı yaşıyoruz, yoksa aynı zamanda başkalarının yaşamlarını da mı? Yaşadıklarımızın ne kadarı gerçek, ne kadarı göründüğü gibi? Müge İplikçi'nin öykülerindegerçekle gerçekdışı içiçe. Gerçeğin nerede bittiğini, gerçekdışının ne zaman başladığını, yaşanmışlıkla yaşanmamışlık arasındaki farkı bulup çıkarmak ise, ancak dikkatli okurun harcı. Öykülerin temelinde, önceki kitaplarında olduğu gibi, yine kadın var.

Kitap Adı:CEMRE (Novel)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Çağla TURGUL
Basım Yeri ve Yılı:2006
Arka Kapak:Müge İplikçi, yeni romanı Cemre’de, ilk romanı Kül ve Yel’in mekanlarında, ama yeni zaman dilimlerinde, bizi yeni kişilerle tanıştırıyor. Üç kadın kahramanını 1960’lardan 1980’lere, oradan 2000’lere getiriyor. İki büyük siyasal altüst oluşun hayatlarında ve ruhlarında bıraktığı izlerle savrulan kadınlar, her şeyden vazgeçseler bile, söyleyecek sözlerinden vazgeçmiyor. Tutkunu olabilecekleri hiçbir şeyleri yok, ama tutkulu; aşık olabilecekleri erkekler yok, ama aşıklar. Üstelik kendilerini sulara atarken son sözlerini söylemiş olmanın rahatlığı içindeler. Ve kendi kimliklerini yaşamak yerine hayatın içinde kendilerini bulan insanlar...

Cemre’nin kadın kişilerinin yaşadığı trajik ilişkiler, hayatımızın, uzun zaman dilimleri boyunca hep bir trajedi olarak yaşandığını mı gösteriyor? Anlatılanlar trajik de olsa, Müge İplikçi’nin anlatım biçiminden süzülen mizah dikkatli okurlara cömertçe sunuluyor. Küçük harfler ve bu harflerde saklı anlamın sonsuza doğru bir yolculuğu olan Cemre yüzünüzde hüzünlü bir gülümseyiş de bırakacak.

Cemre, Müge İplikçi’nin postmodern anlatım biçimlerinden yeni bir roman anlayışına doğru değişimini de gösteriyor. Yaşadığımız yeni zamanları ve günümüz insanlarının sorunlarını anlatmanın yollarını araştırıyor. Edebiyatımızın gelecekteki ustaları arasında gösterilen Müge İplikçi’nin bu yeni romanı, okurlarının beklentilerini boşa çıkarmayacak yazınsal özellikleri yanı sıra, yaşadığımız hayata getirdiği eleştiriyle de tartışmaya değer.

Kitap Adı:CIMBIZIN CEKTIKLERI (Nonfiction)
Yayınevi:Varlık
Kapak Dizayn:Nazlı ONGAN
Basım Yeri ve Yılı:2002
Arka Kapak:Kadınlara, kadınlık durumuna bakan bu kitabı oluşturan 16 metinden temizlikten internete, depremden annelik durumuna, tatilden magazine birçok konuya değiniliyor. Görünmeyeni, aslında görülmek istemeyeni görünür kılmayı amaçlayan bu metinlerde önemli olan yanıt vermek değil soru sormak, toplumsal cinsiyet kavramının eksik olmadığı bir görme biçimi yaratmak ve kadını kendisi için varolmaya davet etmek.

Cımbız, fazlasıyla kadınlara mahsus, kadınların kendilerini rahatsız eden 'şeyleri' ortadan kaldırmak için kullandıkları bir alet. Müge İplikçi ve Ümran Kartal'ın cımbızına yakalananlar, elinde cımbız olup aynada kendine bakmanın, dünyayı umursamanın ta kendisi olduğunu gösteriyor.

Bu kitap, kadınların, binlerce yıldır onlara yasak edilmiş olan Bilgi Ağacı'na bir adım daha yaklaştılarının inkar edilmez bir göstergesi.

FATMAGÜL BERKTAY

Kitap Adı:COLUMBUS'UN KADINLARI (Short Story)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Fatoş GENÇOSMAN
Basım Yeri ve Yılı:2000
Arka Kapak:Sözde olan bir coğrafya parçası bile sizin değilse kabuslarınızın katmerli boyutu kimliksizliğinize apayrı anlamlar-anlamsızlıklar yükler. Aynı sözler, aynı hayaller, hep yeniymiş gibi görünen aslında hep bir öncekinin aynı olan yenilmeler; belki de mutlak yenilgiye tek direniş cevabı olabilicek tekrarlanıp duran anahtar sözcükler.

Peki ya biz, bizim kimsiksizliğimize ne demeliydi?

Kitap Adı:KAFDAGI (Novel)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Roman
Basım Yeri ve Yılı:2008
Arka Kapak:Çağdaş edebiyatımızın en özgün kalemlerinden biri olan Müge İplikçi, son romanı Kafdağı ile okuru, "teslimat programları"nın karanlık dünyasına taşıyor. Teröre karşı savaş fikriyle gerçekleştirilen bu insanlık dışı uygulamanın hayatını yerinden oynattığı Zahide Sohni Mühür ile 1999 Gölcük Depremin'nde çocuğunu ve eşini kaybetmiş olan Gazeteci Emel'in kesişen yazgıları çerçevesinde akan Kafdağı, büyük bir sürpriz sunuyor okura.



Yetkin bir yazarın, dili başlı başına bir kurgu aracı olarak kullandığı Kafdağı, politik eleştirinin ve duruşun romanın şiirini zedelemediği ender örneklerden biri.



Müge İplikçi sizi Pakistan'dan Lübnan'a, Türkiye'ye, Avrupa ülkelerine ve ABD'ye uzanan bir Kafdağı'nın karanlık ötesine davet ediyor...

Kitap Adı:KÜL VE YEL (Novel)
Yayınevi:Alkım
Kapak Dizayn:Alkım Yayınevi
Basım Yeri ve Yılı:2004
Arka Kapak:Müge İplikçi, Kül ve Yel’de bir ailenin yıllara yayılan öyküsünü, hatırlamak ve unutmak temalarından hareketle anlatıyor. Romanın ana kahramanı olan Fehime’nin, Yelkovankuşu adlı semtte başlayan serüveni, manolya ağaçlı bir evin odalarında farklı koku ve renklerle şekillenmiştir. Alzheimer hastalığına yakalandıktan sonra bir bakımevine kapatılan Fehime, odasında sürekli olarak televizyon seyreder. Ailesinin yaşadıklarını bir hatırlayıp bir unutur. Ve o sırada çıkan savaşı, Yelkovankuşu’nun hemen yakınlarında Şerbetçi’deki deri fabrikalarında 20 yıl önce çıkan yangınla özdeşleştirir. Yaşlı Fehime’de şimdiki zaman, geçmiş zamanın içerisindedir, tıpkı, mekanın mekanın içerisinde oluşu gibi.

Müge İplikçi, hatırlamak - unutmak ve ötesinin dehlizlerine bizi davet ederken, tıpkı diğer kitaplarında olduğu gibi, Kül ve Yel’de de an’ın içerisinde oynamayı seviyor.

Kitap Adı:PERENDE (Short Story)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Mehmet ULUSEL
Basım Yeri ve Yılı:1998
Arka Kapak:"İçinden daha kuvvetli bir ses o günleri nedensizce daha berraklaştırıyordu: Sonra deli kemancı vardı, diyordu o iç ses, oynak Zeki, usta roketçi Hilmi. Hilmi bir fişekledi mi roketleri çarşı önünden bir şehir yanardı, bir çarşı önü. Gökyüzüne bakardı, Allah ne cümbüş ha, derdi. Deli basardı bozuk yaylara, pijamasının lastiğini sallardı. Oynak da dellenirdi kuş sapanı elinde eğri büğrü taşlar fırlatır, fırlatırdı. Terzi Ahmet kömür ütüyü salardı masaya, ulan yetti ulan, dökülürdü sokağa. Uzakta yanardı şehir. Deli çalar çalardı. Arazöz geçerdi bir ara, tokyolı Salih dü beş atardı. Çay bardaklarında ince simli halkalar vardı..."

Müge İplikçi'nin genç kuşağın yarattığı son büyük dalgayla birlikte öykü adamızın kıyısına vurması, beklenmedik bir şanstı. Bunun ne denli önemli olduğunu ilk kitabı Perende'den sonraki kitaplarında daha iyi anladık. O, yayımlanan her yeni kitabına tutunarak daha yükseğe çıkarken biz de onun yakın okurları olduk. Postmodernin olanaklarından yararlanarak yarattığı dünyanın insanı, genç kadınları sorun etme, öyküyü yaşam sevinci yerine büyük ilişkilerde arama biçimi şaşırtıcıydı. Postmoderne getirdiği bu özgün yorum, öyküye yeni biçimler kazandırmak için bir ışık yakıyordu. Perende, Müge İplikçi'nin sonraki kitaplarıyla birlikte düpedüz bir nirengi noktası yaratan arayışında parlak bir çıkış noktasıdır.

- Semih Gümüş -

Kitap Adı:TRANSIT YOLCULAR (Novel)
Yayınevi:Everest
Kapak Dizayn:Semih ÖZCAN
Basım Yeri ve Yılı:2002
Arka Kapak:Arkası Yarın'da, öykücülüğünün sınırlarını genişletmek için çıkacağı yolculuğun ipuçlarını vermişti Müge İplikçi. Yeni öykü kitabı Transit Yolcular'da ise bunun altını çizerek yola çıkıyor; hem de, öykünün sınır tanımayan, kendi başına buyruk gücüne inanan okurunu da yanına alarak. Olayı olabildiğince öykünün dışına taşıyarak yeni bir biçimi deniyor; dili yoğuruyor, dille şakalaşıyor, oynuyor. Yeni bir zaman yaratıyor. Yazma özgürlüğünün tadını çıkarıyor. Eylem ve eylemsizliğin iç içe geçtiği öykülerde yollar ve 'süreklilik' ise ayrı bir önem taşıyor. Öyküleri birbirine bağlamada önemli bir işlevi olan Nida, 'Ren' uçağındaki yerini alırken, biz okurlar da koltuklarımıza oturuyoruz. Çünkü Müge İplikçi, herkesin birer 'transit yolcu' olduğunu anımsatıyor.

Kitap Adı:YIKIK KENTLI KADINLAR (Nonfiction)
Yayınevi:Metis
Kapak Dizayn:Emine BORA - Semih SÖKMEN
Basım Yeri ve Yılı:2002
Arka Kapak:İsmet: "Hayır diyebilseydim, kaderimi değiştirebilirdim."

Gülay: "Keşke evi yaptırmasaydık, keşke gitmeseydik, keşke camı kapatmasaydık.. Sürekli keşkeler var."

Esma: "Hiç tanımadığın yeri dostlarla hayatı kurmaya çalışmak; belki de hayat bu."

Hanife: "Ay, gün, yıl ne bilmiyorum. Çok ağır bir kış olduğunu söylüyorlar, ben kışı fark etmedim."

Nilgün: "Önce çocuk istemiyordum, ölen çoçuklarıma haksızlık olur diye..."

Nuran: "İstanbul'da da yapamadım. Oradakiler anlamıyor. Tekrar Gölcük'e geldim, prefabriğe..."

Ayşe: "Enkaz altında kimse acı çekmedi. Acılar sonrasında.. "



Müge İplikçi, Gölcük, Değirmendere ve Yalova'da 17 Ağustos depremini ve sonrasını, sekiz kadının yaşadıklarıyla aktarıyor Yıkık Kentli Kadınlar'da. Önceki yaşamları, düşünceleri ve inançlarıyla farklı bu sekiz kadın, iki yıl sonra o ana dönüyor yeniden.

Kitap, sadece kenti yıkılmış kadını değil, onun yıkıntılarından inşa ettiği umudu da göstermek amacında..